30 Mayıs 2009 Cumartesi

BU GÜN BİR OĞUL DAHA

Arıcılığa yeni başlayan arkadaşımız Özer bu gün Eskişehir'e gitmiş. Onun bahçesinde bulunan bir kovan arısı onu beklemeden oğula çıkmış. Ne yapsın ki hemen telefon Mahmudiye de nöbetçi arıcı var, "alo oğul vermiş kovana alabilirmisin" tabi hemen gittim ağaçta demişlerdi telefonda ama, oğul yer değiştirmiş.

Komşusunun kömürlüğünün çatısının saçağında. Hava bulutlanmıştı yağmur yağdı yağacak, ben gelmesem oğul kömürlüğe girecekmiş galiba. Bir kısım arı zaten açık olan camdan içeriye girmiş içeride uçuyorlar. Hava kapalı yağmur yağdı yağacak, acele etmek lazım hemen çabuk bir şekilde bir kovan hazırlayıp oğulun altına gittim.


Yeni arıcı arkadaşımız yok o yüzden bir elimle, kovanı yukarıya kaldırarak, bir elimle de oğulu yavaşça kovanın içerisine doğru süpürdüm. Zaten elimle değer değmez kovanın içerisine düştü.


Kovanı daha önceden hazırlamış olduğum sandalyenin üzerine koyduğum varilin üzerine bırakarak, kovanın üstüne bir bez örttüm.


Çatının üstünde kalan parçaları da alarak kovanın içine silktim. Ana arı kovana girmişti. Çünkü dışarıda uçuşan arılar kovanın önünden uçma deliğinden girmeye başladılar.








İşlem tamamlandı. Hayırlı olsun arkadaşımıza, kovanı bir idi iki oldu.


Arıların yoğun bir şekilde uçuş deliğinden içeriye girişleri. Arılar kovan girdiler ki yağmur çilemeye başladı. Hemen kovanı alarak Özer'in bahçesine taşıdım. Bu arada yağmur az da olsa yağmaya başladı.

29 Mayıs 2009 Cuma

ÇAM AĞACINDAN OĞUL ALIMI

Erhan ağabeyin oğulları bu gün bir tanesi kolay bir dala bir tanesi de yukarıda görüldüğü gibi çam ağaçının tepesine çıkmış. Aşağıda olanı kovana koymuş. Çam ağacının tepesindeki oğulu almak için telefon etti. Hemen gittim ağaca tırmanıp oğulu kaçırmadan aldık.

Ağaca uzun bir merdiven dayamamıza rağmen yine de zor yetiştim. Önce oğulun tutunmuş olduğu dalın altında bulunan küçük dalları keserek temizledim. Daha sonra oğul olan dalın fazlalıkları kestim ve en son olarak aşağıda görüldüğü gibi oğulun tutunmuş olduğu dalı Erhan ağabeyin yardımı ile kestikten sonra yavaş yavaş aşağıya indim.




Yere yaklaşınca elimdeki dalı Erhan ağabeye verdim ve aşağıya inerek, Önceden hazırlamış olduğu kovanın içine silkti, bezi örtüp kapağı kapattık. İşlem tamam. Geriye 9 adet boş kovan kaldı. Bakalım onları da doldurabilecek mi?.




Bahçemdeki karakovanın bu günkü çalışması, bana bir süpriz yapıp oğul mu çıkacak diye baktım ama yok çıkmadı. Bu sene arkadaşların kovanlarından çıkan oğulları almaya yardım ederek oğul alma zevkimizi tatmin ediyorum hayırlısı. Benim karakovandan da bekliyorum ama inşallah çıkarsa yakalarım.


video
Bahçemdeki karakovan.

28 Mayıs 2009 Perşembe

ERHAN AĞABEYİN ARILIĞI

Bu günlerde herkes oğul almakla meşgul. Erhan ağabeyin arılığına gittim öğleden sonra giderken de kendi kendime oğul çıkmıştır onu kovana alıyordur diye düşünüyordum. Aynen bingo Erhan ağabeyin evinin önüne geldim, "neredesin geç kaldın" dediler. Halil bey ile birlikte evin önünde bulunan iğde ağıcından oğul alıyorlar.



Erhan ağabey yine oğul almış ve Halil beyin getirmiş olduğu kovana koyarak ona verdiğini söyleyince dayanamadım ve sordum "arka bahçede bulunan 11 adet boş kovanı nasıl doldurmayı düşünüyorsun" abi, cevap hazır "ben geçen sene söz vermiştim" dedi olay bitti. Evet söz vermiş ve oğulu Halil beyin getirmiş olduğu kovana koydu verdi. Hayırlı olsun dedik olay bitti.


Anaarı kovanın içine düşünce diğerleri dışarı düşenler de kendiliğinden kovana girdiler. Yüksek bir dalda olduğunu söylediler bayağı uğraşmışlar, 15 dakka erken gelsem olacakmış neyse.


Arılıktan bir başka görüntü. Arı güzel çalışıyor. Arılıkta kütük kovanlar, sepet kovanlar ve fenni kovanlar mevcut. Arıcılık Erhan ağabey için sadece hobi, bu yüzden zaten herkese oğul vererek arıcılığa başlamalarına ön ayak oluyor.




27 Mayıs 2009 Çarşamba

AKASYALAR


Yukarıdaki resimler geçen sene birtanesi 11.05.2008 bir diğeri 15.05.2008 de çekmiştim bu fotoğrafları aşağıdaki resimleri de bu gün çektim. Aradaki farkı siz değerlendirin.





Bu sene akasya ağaçları çiçek açmakta çok fazla nazlandılar ve sonunda çiçek açmaktan vazgeçecekler gibi görünüyor. Açan çiçekler de yaprakların arasında yapraklardan görünmüyor. Geçen sene tam tersi idi çiçeklerden yapraklar görünmüyordu.


26 Mayıs 2009 Salı

HACI AĞABEYİN ARILIĞINDAN GÖRÜNTÜLER


Bu güzel görüntüler Hacı Ömer Faruk ağabeyin arılığından bu gün hava rüzgarlı ve serin bir hava var. Kovan açmadık birkaç ballık ayarlaması yaptıktan sonra arılıkta arı üzerine sohbet ve bu güzel görüntüler.

25 Mayıs 2009 Pazartesi

KALDIĞIMIZ YERDEN ÇALIŞMAYA DEVAM

Sarıcakaya'dan Mahmudiye'ye dönüş yaptık Mahmudiye de durum daha iyi. İşler beni bekliyormuş, küçük ruşet kovanları boyama ile başladım işlere, bundan sonra daha fazla çalışmak gerekiyor.
Aslında çalışma derken bundan sonra gelecek senenin hazırlıklarına şimdiden başlamam gerekiyor. Arıların yarısına yakını satıldı. O yüzden fazla sıkışma olmayacak gibi görünüyor. Bu sene çok değişik bir yıl oldu, hayırlısı olsun. Bir türlü gelmek bilmeyen bahar, bakalım belki de baharı görmeden yaz gelebilir. Geçen sezon bu zamanlar bal sağımı için hazırlanıyordum. Bu sene çok gerideyim. Arı petek örmeye daha yeni başladı. Ülkemizin çeşitli yörelerinde arıcılık yapan arkadaşlarımla görüştüğümde de aynı durum ile karşı karşıya olduğumuz görülüyor. İnşallah bundan sonrası iyi olur.

Yeni yere taşındım, yeni bir körük ile başlayayım diyerek, yeni körüğümü yaktım. Arka planda arıların su ihtiyacını karşılaması için yapılmış küçük bir havuz, içerisi çam kozalağı ile doldurulmuş bir havuz arıların boğulmaması için.


Yer büyük olunca, kovanlarımı da tek sıra ip gibi dizmek yerine, belli ölçülerde kendime göre sınıflandırarak bölüm bölüm olarak yerleştirdim. Bu sene de böyle olsun bakalım. Kovanların taşınması yapılacak işlemler, işler biraz fazla yoğunlaşmıştı. Yeniden yeni düzene girdik. Bu yüzden de haberleri biraz aksattım tabi. Bu günler yoğun günler, olacak bunlar hayırlısı olsun.




7 Mayıs 2009 Perşembe

ZİYARETLER

Bu gün deredeki son günlerimize yaklaşırken, Arıcı dostlarımızı ziyaret ettim. İlk olarak İlçe Tarım Müdürümüz M.Akif Beyi makamında ziyaret etmekti, fakat kendisi de arılığına gitmek için hazırlanıyormuş. Beraberce M.Akif Beyin arılığını dolaştık. M.Akif Bey ve arılığı. Arılıktan ayrılıp Sarıcakaya'ya dönerken yolda Eski arıcılardan Ali Osman Beyin motorunu görünce arılıkta olduğunu tahmin ederek onun da arılığına uğradık.

M.Akif Bey ve Ali Osman Bey, Eski arıcı Ali Osman Beyi arılıkta çerçevelere mum bağlarken bulduk. Zamanı geldi, bu günün işini yarına bırakmamak lazım diyor. Arı gibi çalışıyor maaşallah Sarıcakaya'ya gelen arıcılar Ali Osman Beyi bilirler, herkese yer gösterme konusunda elinden geldiği kadar yardım etmeye çalışıyor.

Ali Osman Beyin arılığından ayrıldık yola çıktık. Karşımızdan bir arıcı daha geliyor. Mehmet Emin Bey ellerinde birer çerçeve ballı petek "ne yapacaksın ballı Petekleri" diye sorduk. Öğrendiğimize göre bu gün bir oğul almış birisini ona verecekmiş diğerini de balı az olan kovanına. Oğul kovanını ham petek vermesini söyledim. Öyle de yine de bir tane ballı petek vereceğini söylemesi üzerine, Mehmet Emin Beyi alarak bu sefer tekrar geriye Mehmet Emin Beyin arılığına gittik.

Arılıkta yapılacak işler vardı, tabi Mehmet Emin Beyi Arılığında bırakarak, Sarıcakaya'ya döndük. Müdür Beyin öğle tatili de bitmişti, O görevinin başına ben de arılığıma döndün.

Çalışmaya devam en son olarak da larva transfer ettiğim kovanı kontrol ettim. Durum gayet iyi gözüküyor. Hayırlısı. Bir günü daha bitirdim. Akşam dönüş yolunda Habil Beyin arılığının yanından geçerken sadece korna çalmakla yetindim. Fakat Eskişehir'e geldiğimde telefon ve telefonun diğer ucunda Habil Bey "Korna çalıp geçmekle olmaz taze çay demlemiştim" diyor sağolsun ama gitmem gereken bir yol ve Eskişehir'de bekleyenler olduğu için uğrayamamıştım. Durum izah edince o da anlayışla karşıladı. Nasip olursa Cumartesi Pazar olur dedim. Hayırlısı olsun.

4 Mayıs 2009 Pazartesi

HAFTA SONU

Hafta sonu dereye giderken Mayıslar köyüne gelmeden önce yol kenarında arılığı olan Habil Beyin arılığına uğradım. O ziyaretime gelmişti daha önce. Hava yağmurlu olduğundan arılıkta çalışmak mümkün değildi. Zamanı değerlendirmek için iadeyi ziyarette bulundum. Benden sonra da yolda su doldururken çeşme başında görüşüp tanıştığım arıcı arkadaşlar, Ali ve Muharrem Bey geldiler. Habil Beyin demlemiş olduğu çay eşliğinde güzel bir sohbet oldu.



Bahçemde bulunan elma ağıcından görüntüler. Çok güzel görünüyordu ben de fotoğrafladım.


Yukarıdaki resimde görülen arı, benim fotoğrafladığımı görünce ünlü olmak istedi galiba ki, fotoğrafını çekmek üzere olduğum çiçeğin üzerine geldi, kondu. Çiçeği arı ile birlikte bende fotoğrafladım ve blogumun başlığı olarak kullandım.


Bal deposu ballı baba çiçeği, Eskişehir Sebahattin ustanın arılığından.

Arif UYSAL kardeşimin göndermiş olduğu Bilecik yerlisi anaarı kafesinden kovanına çıkarken kovanda bulunan arılar kendisini hemen karşıladı. En son yapılan kontrolde yumurtlamaya başlamış, güzel gidiyor maaşallah.


Bunlarda bahçemdeki karakovandan görüntüler. Çalışıyorlar havaların kapalı olması nedeni ile az bir güneş görseler fırlıyorlar kovandan.

Karakovanın önünde uçma tahsı vazifesi görsün diye koymuş olduğum tahtanın üzerinde bir eşek arısı ölüsü tahminim karakovan görevini yapmış. Gerekli cezayı vermiş görünüyor.